İslam ülkelerinin ticaretinde dikkat çeken tablo

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, “İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkeler, genç ve dinamik nüfusları, doğal kaynakları, stratejik coğrafi konumları, gelişen üretim kapasiteleri ve genişleyen pazarlarıyla küresel ekonomide önemli bir potansiyele sahiptir. Nitekim SESRIC’in 2026 yılı Ekonomik Görünüm Raporuna göre, İİT üyesi ülkeler 2 milyarı aşan nüfuslarıyla bugün dünya nüfusunun yaklaşık 1/4’ünü oluşturmakta, toplam ekonomik büyüklükleri ise 10 trilyon dolara ulaşmaktadır. Ülkelerimiz, 2025 yılında dünya ortalamasının üzerinde yüzde 4,1 oranında büyüme kaydetmiştir. Bu rakamlar, İİT coğrafyasının küresel ekonomide sahip olduğu ağırlığı ve ortak hareket edildiğinde ortaya çıkabilecek imkânları açıkça göstermektedir. Asıl mesele, sahip olduğumuz bu potansiyeli somut yatırımlara, üretim kapasitesine, nitelikli istihdama ve toplumlarımızın refahına ne ölçüde dönüştürebildiğimizdir.Bu nedenle, İİT bünyesindeki ekonomik işbirliğini ülkelerimizin küresel değer zincirlerindeki konumunu güçlendirecek, üretim kapasitesini geliştirecek ve ekonomik dayanıklılığını artıracak stratejik bir süreç olarak değerlendirmeliyiz” dedi.
Bakan Bolat, “İİT üyesi ülkeler olarak sahip olduğumuz ekonomik potansiyeli yeterince değerlendirebildiğimizi söylemek güçtür. Nitekim ICDT verilerine göre, 2025 yılında İİT ülkeleri arasındaki toplam ticaret yaklaşık 979 milyar dolara ulaşmıştır. Bununla birlikte, İİT içi ticaretin üye ülkelerin toplam dış ticaretindeki payı yüzde 19,57 düzeyinde kalmıştır. Başka bir ifadeyle, üye ülkelerin ticaretinin yaklaşık yüzde 80’i teşkilat dışındaki ülkelerle gerçekleştirilmektedir. Bu veriler, ortak ekonomik potansiyelimizi daha etkin değerlendirmek, katma değerli üretimi artırmak ve üye ülkeler arasındaki ekonomik ve ticari ilişkileri derinleştirmek için önümüzde önemli fırsatlar bulunduğunu göstermektedir. Türkiye olarak, İslam İşbirliği Teşkilatı çatısı altında ekonomik ve ticari işbirliğinin güçlendirilmesine büyük önem veriyoruz. Bu doğrultuda, üye ülkeler arasındaki ticaretin geliştirilmesini, yatırımların teşvik edilmesini, ticaretin kolaylaştırılmasını ve özel sektörlerimiz arasındaki ilişkilerin derinleştirilmesini öncelikli hedeflerimiz arasında görüyoruz” dedi.

Bolat, “Son dönemde, Türkiye’nin İİT ülkeleriyle ticareti kayda değer biçimde artmıştır. Türkiye’nin İİT ülkeleriyle toplam dış ticaret hacmi 2013 yılında 87,6 milyar dolar seviyesindeyken 2025 yılında 119,1 milyar dolara yükselmiştir. 2026 yılının Ocak–Eylül döneminde ise Türkiye’nin İİT ülkeleriyle dış ticaret hacmi, önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 8,2 artarak 108,2 milyar dolara ulaşmıştır. Aynı dönemde bu ülkelere yapılan ihracat 55,2 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. İİT ülkelerinin toplam ihracatımız içindeki payını yüzde 27’den 2028 yılında yüzde 30 seviyesine yükseltmeyi hedefliyoruz. Amacımız yalnızca ticaret hacmini artırmak değil, aynı zamanda ticari ilişkilerimizi daha dengeli, çeşitlendirilmiş ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmaktır. Bu minvalde, İİT Üye Ülkeleri Arasında Tercihli Ticaret Sistemi (TPS-OIC), İİT Tahkim Merkezi, İSEDAK Altın ve Gayrimenkul Borsaları ve İSEDAK KOBİ Programı gibi girişimlerimizle bölgesel ekonomik bütünleşmeyi derinleştiriyoruz. Bu mekanizmalar arasında, tercihli ticaret sistemimiz TPS-OIC’in ayrı bir yeri bulunmaktadır. 1 Temmuz 2022 tarihinde uygulamaya giren TPS-OIC, üye ülkeler arasında tercihli ticaretin geliştirilmesi bakımından önemli bir dönüm noktası olmuştur. İnanıyoruz ki TPS-OIC’in geliştirilmesi, yalnızca ülkelerimiz arasındaki ticareti artırmakla kalmayacak, aynı zamanda yeni yatırım fırsatlarının ortaya çıkmasına ve bölgesel üretim ağlarının güçlenmesine de katkı sağlayacaktır” diye konuştu.